Organizasyon ücreti ve fesih hakkı: Anayasa Mahkemesi ne dedi?
Tasarruf finansman sözleşmesinden on dört günlük cayma süresi geçtikten sonra ayrılan müşteri, organizasyon ücretini geri alabilir mi? Anayasa Mahkemesi, 5 Kasım 2024 tarihli E. 2024/114, K. 2024/186 sayılı kararında bu soruyla doğrudan bağlantılı kanun hükmünü inceledi. Mahkeme, fesihte organizasyon ücretini iade dışında tutan ibareyi Anayasa’ya aykırı bulmadı. Kararın gerekçesi ise sonucu doğru anlamak için en az hüküm kadar önemli.
İtiraz neden yapıldı?
İstanbul Anadolu 4. Tüketici Mahkemesi, organizasyon ücretinin iadesi davasında 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinin dördüncü fıkrasını Anayasa Mahkemesine taşıdı. Başvurunun odağında, müşterinin sözleşmede ne kadar kaldığına bakılmaksızın ücretin şirkette kalmasının fesih hakkını ağırlaştırdığı iddiası vardı. Tüketicinin korunması, mülkiyet hakkı ve devletin temel görevleri yönünden anayasal denetim istendi.
Anayasa Mahkemesi, incelemeyi “organizasyon ücreti bedeli dışında kalan” ibaresi üzerinde yürüttü. İptal isteminin reddiyle bu kanuni çerçeve yürürlükte kaldı. Karar, bir şirketin belirli müşteriye yaptığı her kesintiyi ayrıca inceleyip onaylayan bireysel uyuşmazlık kararı değildir; doğrudan kanun hükmünün Anayasa’ya uygunluğunu denetler.
Mahkeme dengeyi nasıl kurdu?
Gerekçede müşteri, sözleşmenin imzalanmasını izleyen on dört gün içinde cayarsa organizasyon ücreti dahil ödediği tutarları geri alabileceği belirtiliyor. Sonraki fesihte ise şirketin organizasyon faaliyeti ve giderleri dikkate alınıyor. Mahkeme, şirketin herhangi bir karşı edime hak kazanamamasının sistemin işleyişini zorlayabileceğini; kanun koyucunun hem tüketicinin hem şirketin menfaatlerini gözetebileceğini kabul etti. Bu nedenle ücretin yalnızca süresinde caymada zorunlu olarak iadesini öngören düzenlemeyi ölçüsüz bulmadı.
Anayasa’nın 172. maddesindeki tüketiciyi koruma ödevi de tartışıldı. Mahkemeye göre bu ödev, cayma süresinden bağımsız olarak organizasyon ücretinin her durumda geri verilmesini zorunlu kılmıyor. Bu tespit, tüketicinin birikim tutarını talep etme hakkını ortadan kaldırmıyor; ücret ile birikim ayrı hukuki kalemler olarak incelenmeli.
Gözden kaçan nokta: Sözleşmede daha lehe düzenleme olabilir
Karardaki önemli ayrıntılardan biri, Mahkemenin ilgili kuralı “tamamlayıcı” nitelikte görmesidir. Gerekçede tarafların sözleşmede organizasyon ücretinin iadesi konusunda kanundan farklı bir düzenleme yapmasına engel bulunmadığı açıkça belirtiliyor. Bu nedenle yalnızca “kanunda iade dışı” cümlesine bakıp sözleşmeyi açmadan kesin sonuç çıkarmak doğru değildir. İmzalı metin, ekler, kampanya vaatleri ve taraflar arasındaki yazışmalar birlikte okunmalıdır.
Bunun karşı yönü de vardır: sözleşmede ücretin mutlaka geri verileceğine ilişkin bir hüküm yoksa, on dört gün geçtikten sonraki olağan fesihte kanuni iade istisnası kendiliğinden ortadan kalkmaz. Nitekim Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2026/2876, K. 2026/2703 sayılı kararı, 2023 tarihli sözleşmede fesih sonrası organizasyon ücretinin kısmen iadesi talebine bu kanun hükmü ışığında yaklaştı.
Müşterinin dosyası nasıl değerlendirilir?
Katılımevim, Eminevim veya başka bir tasarruf finansman şirketiyle yapılmış sözleşmede ilk inceleme sırası aynıdır: imza tarihi, on dört günlük cayma süresinin geçip geçmediği, fesih bildiriminin ulaştığı tarih, organizasyon ücreti hükmü ve ödeme dekontları. Eski tarihli sözleşmeler için 2021 düzenlemesinin uygulanma sınırı ayrıca ele alınmalı. Birikim iadesinin vadesi de ücret sorunundan bağımsız olarak hesaplanmalı; güncel altmış günlük iade süresi bu ikinci başlıkla ilgilidir.
Kararın tam metni Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanmıştır. Esas 2024/114, karar 2024/186, karar tarihi 5 Kasım 2024 ve Resmî Gazete tarihi 31 Aralık 2024’tür. Mahkemenin basın duyurusu gerekçeyi özetler; hukuki değerlendirmede esas alınacak kaynak kararın kendisidir.




Yorumlar