Tasarruf finansmanında fesih sonrası iade süresi: 60 gün kuralı
Tasarruf finansman sözleşmesini fesheden müşterinin birikimini ne zaman geri alacağı, özellikle eski sözleşmelerdeki “altı ay” kayıtları yüzünden karışabiliyor. Oysa 30 Mayıs 2025’te yürürlüğe giren yönetmelik değişikliği, fesih sonrası iade için öngörülen azami süreyi altı aydan altmış güne indirdi. Bu değişiklik, on dört günlük cayma hakkını veya organizasyon ücretine ilişkin ayrı kuralı ortadan kaldırmıyor.
Altmış günlük süre hangi tarihten başlar?
Tasarruf Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik’in 17. maddesinin sekizinci fıkrası, fesih halinde tasarrufun “iade talep tarihinden itibaren” azami altmış gün içinde ve müşterinin bildirdiği kendi adına banka hesabına defaten ödenmesini düzenliyor. Başlangıç noktası bir haberin yayımlandığı gün ya da şirket hisselerinin el değiştirdiği tarih değil, müşterinin iade talebidir. Bu yüzden fesih ve iade isteminin şirkete ne zaman ulaştığı belgelenmelidir.
Yazılı başvuruda sözleşme numarası, fesih iradesi, birikim iadesi talebi ve müşterinin kendi adına banka hesabı açıkça yer almalı. Gönderim ve teslim kayıtları saklanmalı; şirketin aldığı tarihi teyit eden yanıtı varsa dosyaya eklenmelidir. Sözleşmedeki daha kısa bir ödeme taahhüdü de ayrıca incelenir.
Cayma ile fesih aynı hesap değildir
6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesi, sözleşmenin imzalanmasını izleyen on dört gün içindeki caymayı ayrı düzenler. Süresinde caymada organizasyon ücreti dâhil alınan tutarların tamamı, cayma bildiriminin ardından on dört gün içinde iade edilir. Tasarruf dönemi bitmeden kullanılan fesih hakkındaysa kanun, organizasyon ücreti dışındaki toplam birikimin geri verilmesini öngörür. Dolayısıyla “altmış gün” ifadesi her ödeme kaleminin iade edileceği anlamına gelmez.
Katılımevim, Eminevim veya başka bir tasarruf finansman şirketiyle yapılan sözleşmede de önce hangi hakkın kullanıldığı belirlenmelidir. Ödeme planında organizasyon ücreti ile tasarruf taksitleri ayrı gösterilmeli; gönderilen bildirimin tarihi ve içeriğiyle birlikte hesap yapılmalıdır. Cayma, fesih ve birikim iadesine ilişkin genel rehberimiz bu ayrımın temel çerçevesini açıklıyor.
Eski kararlarda neden altı ay yazıyor?
30 Mayıs 2025’ten önce Yönetmelik’in aynı fıkrasında azami süre altı aydı. Bu sebeple, daha eski tarihli fesihleri inceleyen yargı kararlarında ve henüz güncellenmemiş bazı bilgi sayfalarında altı ay ifadesi görülebilir. Örneğin Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin E. 2026/2876, K. 2026/2703 sayılı kararı 2024’teki feshi değerlendirirken o tarihteki altı aylık düzenlemeyi esas aldı. Kararın 2026’da verilmiş olması, altı ayın bugün de geçerli olduğu anlamına gelmez.
Başka bir dosyada Yargıtayın E. 2024/2697, K. 2025/1925 sayılı kararı, 2020 tarihli sözleşmedeki 80 günlük iade vadesi dolmadan başlatılan icra takibinin sonuçlarını inceledi. Bu örnekler, kararın tarihinden önce sözleşme ve fesih tarihlerini okumanın neden gerekli olduğunu gösteriyor. Geçiş dönemi uyuşmazlıkları, ilgili tarihte yürürlükte olan metin ve sözleşme hükümleri birlikte değerlendirilerek çözülür.
İade gecikirse dosyada ne bulunmalı?
İmzaladığınız sözleşme, ekler, ödeme dekontları, fesih ve iade talebi, talebin şirkete ulaştığını gösteren kayıt ile şirketin iade hesabı aynı dosyada toplanmalı. Bu belgeler, hem iade edilecek birikimin miktarını hem de ödeme vadesini saptamaya yarar. Alacak muaccel olmadan başlatılan icra takibi veya açılan dava, haklı bir iade talebinde bile usulî sorun çıkarabilir.
Dayanak metin, 30 Mayıs 2025 tarihli ve 32915 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan değişiklik yönetmeliğidir. Düzenlemenin 4. maddesi, Yönetmelik 17/8’deki “altı ay” ibaresini “altmış gün” olarak değiştirmiş; 11. maddesi değişikliğin yayımı tarihinde yürürlüğe girdiğini belirtmiştir. Bu açık metin, güncel süreyi öğrenirken eski karar özetlerinden daha güvenilir başlangıç noktasıdır.




Yorumlar